Browsed by
Kategori: Genel

Amerika Vize Süreci

Amerika Vize Süreci

Hakim bir tepeye  kurulmuş olan İstinye Amerikan Konsolosluk binası bir kaleyi andırıyor.. Konsolosluk, İstinye Borusan Oto’nun arkasında bulunuyor. Evraklarınızı hazır edip konsolosluğa gittiğinizde öncelikle x-ray ve üst aramasından geçiyorsunuz. İçeri hiçbir şekilde anahtar, bozuk para, telefon, kemer ile almıyorlar.  Araba ile giderseniz araba anahtarını içeri sokamıyorsunuz. Konsolosluk binasının karşısındaki bir market küçük bir ücret karşılığında emanet kabul ediyor. Kişisel eşyalarınızı emanet vermek istemiyorsanız konsolosluğa yanınızda bir arkadaşınızla gelebilirsiniz. Konsolosluğa ulaşım için ise IETT’nin Mecidiyeköy’den kalkan 29Ş ve Zincirlikuyu’dan kalkan 29 isimli hatlarını kullanabilirsiniz.

Konsolosluk binasının dışarıdan görünümü;

abd-den-vatandaslarina-istanbul-daki_x_7942598_46

Üst aramasından geçtikten sonra vize görüşmelerinin yapıldığı salona çıkmak için bir görevli eşliğinde asansöre biniyorsunuz. Vize görüşmelerinin yapıldığı salonda banka sistemine benzer bi sistem mevcut. Size bir numara veriyolar ve numaranız yandığında vize görevlisi ile görüşmek için vezneye gidiyorsunuz. Vize görevlileri, kalın ve kurşun geçirmez bir camın arkasından sizinle iletişim kuruyorlar ve evraklarınızı camın altında açılan küçük bir bölmeden teslim alıyorlar.

Konsolosluk yetkililerinin tümü Türkçe konuşabiliyor. Mülakatlar bazen Türkçe bazense İngilizce şeklinde geçiyor. Genellikle ‘Amerika’ya neden gitmek istiyorsunuz, nerede kalacaksınız, hangi şehre gidiyorsunuz’ gibi sorular soruluyor. Mülakat süresi ise birkaç dakikayı geçmiyor.

visa-application-for-travel

Eğer mülakatınız başarılı geçtiyse ve yetkili pasaportunuzu geri vermediyse tebrikler, vizenizi aldınız demek. Yetkili pasaportu geri verirse mülakatınız başarılı geçmemiştir ya da evraklarınızda bir uygunsuzluk bulmuştur demek. Yani vize alıp almadığınız o anda öğreniyorsunuz. Amerika vizesini diğer vizelerden ayıran süreçte burası. İngiltere ve Schengen ülkelerinin konsoloslukları, aracı kurumlar aracılığıyla evrakları teslim alır, evraklar konsoloslukta incelenir, tekrar aracı kuruma geri gönderilir ve siz vize alıp almadığınızı ancak pasaportunuz aracı kuruma geri geldiğinde öğrenebilirsiniz.

Vize reddi almanız durumunda ise başvuru ücretini tekrar ödeyerek tekrar başvuru yapabiliyorsunuz.

Umarım faydalı bilgiler verebilmişimdir.

Bu arada Amerika vize evrakları ve vize süreciyle ilgili daha detaylı bilgi almak için www.bilimevi.com sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

 

Amerika’da Yemek Kültürü

Amerika’da Yemek Kültürü

Amerika birçoğumuzun bildiği üzere göçmenler tarafından kurulmuş bir ülkedir. Halen daha dünyanın her yerinden göç almaya devam etmektedir. Amerika’ya göç eden bunca insan kendi dillerini, kültürlerini, adetlerini de buraya taşımaktadır.

Durum böyle olunca yemek yapısında da tek bir mutfaktan söz etmek güç hale geliyor. Amerika’da Vietnam mutfağından tutun da herhangi bir Afrika ülkesine ait mutfağı dahi bulabiliyorsunuz. Tabiki bu kadar fazla seçenek büyük şehirlerde bulunabiliyor.

Amerika’da Türk mutfağına ait birçok seçenekte bulunuyor. Benim deneyimlediğim Türk restoranı vasattı diyebilirim. Milwaukee’de uğradığım bir Türk restoranında iskender denemiştim. Türkiye’de yediklerimle arasında dağlar kadar fark vardı diyebilirim. Bir porsiyon iskenderin fiyatı 22$ idi. Mutlaka iyi Türk yemekleri yapan restoranlar vardır fakat benim ilk deneyimim kötü olunca bir daha Türk mutfağı denemedim.

Dünya mutfaklarının dışında Amerika’da fast-food kültürünün hakim olduğunu söyleyebiliriz. Amerika’da hemen her köşe başında bir fast-food restoranı bulunuyor. Amerika oldukça hızlı bir ülke, herşey hızlı olmak zorunda. Amerikan filmlerinde gördüğümüz olay yerine elinde sosisli ve kahvesiyle gelen polisi görmüş değilim fakat özellikle New York gibi şehirlerde birçok kişiyi elinde bir sandviç ve kahvesiyle işe yetişmeye çalışırken görebilirsiniz.

An economist with the Rand Corporation argues that Los Angeles' fast-food ban failed because it merely blocked new construction or expansion of "stand-alone fast-food" restaurants in neighborhoods where that style of restaurant was uncommon to begin with.

McDonald’s, Burger King gibi zincir restoranlarda soslar ücretsiz ve sınırsız içecek alabiliyorsunuz. McDonald’s ve Burger King’te bir adet cheeseburgerin fiyatı 1$. Amerika’da bu gibi zincir restoranlarda yemeğin ardından kendi tepsinizi gidip çöp haznesine dökmeniz gerekiyor.

Benim deneyimlerime göre zincir fast-food restoranlarda Türkiye’ye göre lezzet ve porsiyon olarak pek bir fark yok.
Ancak kenarda köşede bulunan zincirleşmemiş fast-food restoranlarının porsiyonları oldukça büyük ve lezzetliler.

Buraya not düşmek istiyorum eğer yolunuz New York’a düşerse Queens’te bulunan Best Pizza’yı denemenizi tavsiye ederim. Bir dilim pizza için yaklaşık 40 dakika beklemiştim ancak beklediğime değdi diyebilirim.

Restoranın dışarıdan görünümü;

best-pizza

Amerika’da çalışanlar saat başı ücret alırlar. Çalışanların saat başına aldığı ücret eyaletten eyalete değişir. Tahminimce saatlik minimum 7$ gibi bir ücret alıyorlar. Hizmet sektöründe barmenlik garsonluk gibi işler yapan insanların ise performanslarını yükseltmek için saatlik 2-2.5 $ gibi bir ücret verilir. Bu gibi işlerde çalışan insanlar geçimlerini aldıkları bahşişten kazanmaktadır.

5mkhi2vhftaypz1e2c4o

Hal böyle olunca, bu tip işlerde çalışan insanlar sizden bahşiş bekliyorlar. Türkiye ve Avrupa’dan çok daha farklı bir sistem söz konusu. Bazen hesabı istediğinizde tip not included(bahşiş dahil edilmemiştir) yazısını görürsünüz. Bizde böylesi bir kültür söz konusu olmadığı için garip gelebilir fakat Amerika’da bahşiş bırakmak bir zorunluluk eğer bırakmazsanız arkanızdan kötü kötü bakabilirler ve bir daha aynı yere giderseniz size iyi hizmet vermeyebilirler 🙂 Eğer bir fast food zincirinde değilde bir restoranda yemek yiyorsanız tavsiyem hesabın minimum %15’ini bahşiş bırakmanız. Türkiye’de benim gibi sadece iyi hizmet veren yerlere bahşiş bırakan biriyseniz bu duruma alışmanız biraz zaman alacaktır 🙂

Amerika Birleşik Devletleri’nin Demografik ve Politik Yapısı

Amerika Birleşik Devletleri’nin Demografik ve Politik Yapısı

Statue of LibertyToplamda 50 eyalet ve bir federal bölgeden (Washington DC) oluşan Amerika, 314 milyon civarı olan nüfusuyla Çin ve Hindistan’dan sonra dünyanın en kalabalık üçüncü ülkesi olup aynı zamanda 9,629,091 kilometrekarelik alanıyla ise, dünyanın alan bakımından da Rusya ve Kanada’nın ardından en büyük üçüncü ülkesidir.

Ülkede yaşayan insanların büyük bir kısmı, 1700’lerden sonra çoğunlukla Avrupa, Afrika ve Güney Amerika’dan göç eden atalarının torunlarıdır. Amerika’da yaşayan, bizim Türkiye’de “kızılderili” olarak adlandırdığımız, Amerika’nın keşfinden önce de ataları o bölgede yaşamakta olan insanların sayısı, 3 milyon civarındadır. 2010 yılında yapılan nüfus sayımına göre, Amerikan nüfusunun yüzde 72.4’ü beyaz Amerikalı, yüzde 12.6’sı siyah Amerika’lı ve yüzde 4.8’i Asya kökenli Amerika’lıdır.

Federal devlet olarak yönetilen Amerika’nın eyalet sisteminde, her eyalet başında bir vali olmak üzere, eyalet hükümetleri tarafından yönetilir, ancak dış işlerinde Beyaz Saray (federal hükümet) tek yetkilidir. Amerika’da sadece iki tane politik parti vardır (Demokrat Parti ve Cumhuriyetçi Parti) ve bu partiler seçim zamanı kendi içlerinde oluşturdukları bir konsey sonrasında başkanlık için adaylarını belirlerler. 2012 seçimlerinde Demokrat Parti’nin adayı halen Amerika Birleşik Devletleri başkanlığını yürüten Barack Obama, Cumhuriyetçi Parti’nin adayı ise eski Massachusetts Valisi Mitt Romney’dir. Ülke aslında bizim bildiğimiz seçimlere nazaran farklı bir seçim sistemi izliyor, bu sistemle ilgili ileride bazı paylaşımlarda bulunacağım, ancak şu aşamada Barack Obama’nın 28 eyalet + Washington DC’nin oylarını alarak başkan seçildiğini söylememiz yeterli olacaktır. Teorik olarak Cumhuriyetçi Parti’nin sağcı, Demoktrat Parti’nin ise solcu olduğunu söylemek, bazı istisnalar haricinde, mümkündür.

Önemli Günler: 4 Temmuz

Önemli Günler: 4 Temmuz

4 Temmuz

Amerika’da kutlanan en önemli gün, Bağımsızlık Günü’dür. Her yıl 4 Temmuz 1776’da ilan edilen Amerika’nın bağımsızlığı çeşitli etkinlikler ve geçit törenleriyle kutlanır. Daha önceden Birleşik Krallık’a bağlı olan ülke, daha sonra Birleşik Devletler’in üçüncü başkanı olacak Thomas Jefferson tarafından yazılan Bağımsızlık Bildirgesi okunarak bağımsızlığını ilan etmiştir. İlerleyen günlerde, Thomas Jefferson ve diğer Amerikalı tarihi kişilikleri tanıttığımız bir yazı dizisi de blogda yer alacak. Günümüzde Bağımsızlık Günü’nden çok, “4 Temmuz” olarak anılmaktadır. 1871 yılından başlayarak çeşitli eyaletler 4 Temmuz’u resmi tatil olarak kabul etmiştir ve 1938 yılında Amerikan Kongresi bu günü federal tatil ilan etmiştir.